Topluluk Destekli Tarım ve Gıda Temelli Dayanışma Ağları – Online Seminerden Notlar

Mevcut gıda sistemlerinin sağlığa ve çevreye zararları (özellikle sera gazı emisyonu) göz önünde bulundurulduğunda; küçük ölçekli üretim ve aracısız, yerel tedarik ağları ile tüketicinin ürüne ulaşabilmesi önem kazanmaktadır.

Bu noktada benim de bu seminer sayesinde hedeflerini ve çalışmalarını öğrendiğim ‘’gıda topluluklarının’’ büyük rolü mevcuttur. Konuşmacılardan biri gıda topluluklarını ‘’sağlıklı beslenmek, toprağı ve tarımın geleceğini korumak isteyenlerin bir araya geldiği bir girişim’’ olarak tanımlamıştır.  

Gıda topluluklarında yer alan, gıdasının peşine düşen ve üreticisini tanıma yoluna giren türeticiler(eş-üreticiler) ihtiyaç duyulduğunda üreticiye tarımsal faaliyetlerinde de destek olmakta ve tohumdan hasada her aşamada sorumluluk alarak oldukları üretim faaliyetlerine dolaylı ve doğrudan destek vermektedir. Böylece küçük ölçekli üreticiler aracısız bir şekilde (bu sayede maliyetleri azalmakta ve gelirleri artmaktadır), temiz üretim ile ortaya çıkardıkları ürünleri daha rahat bir şekilde tüketicilere ulaştırabilmektedir. Bu sistem güven esaslı işlemektedir.

 

Gıda toplulukları ile iş birliği yapan üreticilerin çoğu tarla/çiftlik/işletmelerini türeticilerin ziyaretine açmaktadır, bu da türeticinin üretim yerinde birebir bulunmasıyla birlikte güvenilirliği artırmada etkili olmaktadır. Ayrıca gıda toplulukları yerel olması ve yerel üretici ile yakın çevredeki türeticileri bir araya getirmesiyle; üretilen ürünlerin taşınma mesafesini azaltmakta ve dolaylı olarak da sera gazı üretimini azaltmada katkı sağlamaktadır. Aynı zamanda türetici de nereden geldiğini ve nasıl üretildiğini bildiği ürünleri taze olarak satın alıp tüketebilmektedir.

Seminerde üreticiler organik tarım ve temiz üretimin zorluklarına da değinmiştir. Üreticilerden biri (Hüseyin Serdar Tanal) 25 yıldır organik tarım ve yerel tohum üretimi yaptığını fakat bu süreçte oldukça zorlandığını, umudunu kaybedip meslek değiştirmeye karar verdiği dönemde ise gıda toplulukları sayesinde yeniden ümidini kazandığını ve doğayı korumak için yaşamak amacıyla doğal tarım yöntemleriyle organik üretime devam ettiğinden ve edeceğinden bahsetmiştir. Ayrıca yurt dışında tarıma ve üreticilere verilen değerin daha fazla olduğunu söylemiştir.

Bir başka üretici de temiz gıda üretiminde çok büyük kârlar elde edilemediği ve bu işi gönüllü olarak, severek yapmak gerektiğini belirtmiştir. Bu görüşler yaşadıkları bölge, üretim kapasiteleri, üretim şekilleri ve ürün çeşitlerine göre üreticiden üreticiye değişiklik göstermektedir. Temiz üretimde temel faktörlerden biri pestisit ve türevlerini kullanmamaktır. Fakat üreticinin pestisit kullanmaması yeterli değildir, çevresindeki pestisit kullanımı da üretimi olumsuz etkilemektedir. Pestisitler, fungisitler ve insektisitler böcekler, mantarlar ve çeşitli hastalıklar için kullanılmaktadır fakat pestisit yerine elle veya bitkilerle ya da sirke, arap sabunu, bitkilerden elde edilen ilaç çözümleri gibi çeşitli doğal tariflerle ve bazı hayvanlar yardımıyla bu zararlılardan korunmak mümkündür.

Geçtiğimiz yıl doğal tarım yöntemlerini destekleyen, sofrasında, gıdasında zehir istemeyen gıda toplulukları ve üreticiler ‘’Zehirsiz Sofralar” projesine katkıda bulunmuş olup 16 pestisitin yasaklanmasında etkili olmuşlardır. Kampanya hali hazırda devam etmekte ve kampanyanın devamlılığını sağlamak için Zehirsiz Sofralar Platformu’nun kuruluşu için adımlar atılmıştır.

Yerel tohum üreticileri ise tohum takası şenlikleri, okullarda tohum eğitimleri/etkinlikleri düzenleyerek ve doğal tarım uygulama yöntemlerini paylaşarak yerel ve temiz üretime destek olmaktadırlar.

EkoHarita ve Topluluk Destekli Tarım Ağına bu anlamlı semineri gerçekleştirdikleri ve doğayı korumak adına yaptıkları çalışmalar için teşekkürler…

 

Ceyda Çukur

SUYADER Gençlik Ağı

Leave A Comment