Alzheimer Hastalarının ve Bakım Vericileri için Psikososyal Destek

Alzheimer hastalığı, etkileri sebebiyle sosyal bir hastalık olarak kabul edilebilir.  Çünkü hem tanı alan hastaları, onun bakımı ile uğraşan aile üyelerini, hatta uzak akrabalarını ve arkadaşlarını hem de onun bakımından sorumlu olan kişileri etkileyen bir süreçtir.  Hastalık sürecinde eşler, çocuklar, torunlar, ailenin hasta olan önemli bir üyesi ile aralarındaki ilişkileri yavaş yavaş yitirirler.

 

Alzheimerlı hastalara ve bakım veren yakınlarının tükenmişlik sendromuna yönelik yapılabilecek müdahaleler vardır.

Bakım verenler ve aile için başa çıkılması en zor olan semptomlardan biri hastanın davranışsal semptomlarıdır. Aile için özellikle fiziksel şiddet, vurma, endişe veren reaksiyonlar, şüpheler, suçlayıcı davranışlar, gece uyanmaları, amaçsız dolaşmalar gibi bazı davranışlar sorun olabilir. Hastanın aşırı tepkileri, aile üyelerinin bu tepkileri ortaya çıkaran durumdan kaçınmaları ya da bu durumu ortadan kaldırmaları, sessiz ve soğukkanlı davranmaları, nazikçe hastanın dikkatini başka yöne çekmeleri ile olabilecek en az düzeye indirilebilir.

 

Ajitasyon ve agresif davranışları olan hastalar için hastayı tedirgin eden ortamdan uzaklaştırmak, güven veren ve kibar bir ses tonu kullanmak, ajite olan hastaya önden sakin ve yavaşça yaklaşarak güvende ve ona zarar gelmeyeceği duygusunu vermek, dokunmak, hastayla konuşurken tehdit algılamasını sağlayacak pozisyonlardan uzak durmak, örneğin, yatağındaki hastanın başında ayakta durmak yerine, dizlerinin üzerine eğilmek, hastayı daha az tedirgin edecektir. Sıkıntı duydukları ortamdan bir süre uzaklaştırmak ve dikkatini başka konulara toplamasını sağlamak, sakin ve sessiz bir çevre düzenlemek, ajite olduğu zaman hastayla tartışmaktan, yüksek sesle konuşmaktan sakınmak gereklidir. Hastaların sevdikleri bir eşyayı yanına almaları, ellerinde hoşlandıkları bir oyuncağı taşımaları ya da evde evcil hayvan beslenmeleri ve onlara dokunmaları hastaların ajitasyonlarını azaltabilmektedir.

 

Amaçsız dolaşan hastalar için, hastaları o sırada programlı bir aktiviteye dahil etmeye çalışmak, hala okuma ve anlama becerileri varsa, kaybolan hastaların  kendileri için ya da etrafta onları bulanlar için ceplerine telefon numaralarının ya da adreslerinin yazıldığı ya da kısa komutlar yazan pusulaların konulması faydalı olabilir. Ayrıca duvarları siyaha boyanan odalarda, hastaların yolun bittiği fikrine kapılarak daha uzağa gitmedikleri fark edilmiştir.

 

Uyku ve uykudan uyanma zamanlarının düzenlenmesi, yatak odasının sadece uyumak üzere kullanılması, yemek saatlerinin düzenlenmesi, alkol, kafein ve nikotinden uzak durulması, akşam alınan sıvının kısıtlanması, uyku saatlerinde ses ve ışığın azaltılması da agresyonu ve ajitasyonu azaltan uygulamalardır.

 

Uygunsuz cinsel davranışları olan hastalarda, bakım verenler için hastalarının cinsel organlarını herkesin önünde teşhir etmesi veya mastürbasyon yapması yakınları için sıkıntı verici bir durumdur. Bu davranışlar genellikle hastanın nerede olduğunu, nasıl giyineceğini ve giyinik olmasının önemini unutmalarından kaynaklanır. Bu durumda bakım verenlerin en kısa şekilde, hastaları soyunuk ise bir bornozla giyinmelerine yardımcı olmaları, mastürbasyon yaparken ise katastrofik tepkiye neden olmamak için öfkeli davranmamaları, hastayı özel bir odaya götürmeleri, dikkatini çekecek başka bir aktivite sunmaları ve daha sonraki tekarları engellemek için gün içi aktivitelerini artırmaları ve düzenlemeleri gerekir.

       

           Bakım verenlerin hastalarla konuşurken kısa ve net cümleler kurmaya ve kurdukları cümlenin negatif içerikli yerine, nötr olmasına dikkat etmeleri gerekmektedir. Örneğin “dışarıya çıkma!” komutu yerine “içeride kalalım” şeklinde ifade kullanılmasının hastaların daha az tehdit hissetmelerine yarayacağı belirtilmektedir. İletişim sırasında olumsuz ve engelleyici konuşmak stres faktörüdür. Annesi ölen hasta hala annesinin yaşadığını düşünüyorsa bu hastaya “senin annen öldü” gibi negatif cümleler kurmak stres faktörüdür.

Ayrıca bu hastalarda, müzikal bellek ve koordinasyondan sorumlu alan olan  neostriatum, hastalıktan en son etkilenen alandır ve  bu alan ağır evrede olan hastalarda bile korunur. Müzik dinlemek hastanın anksiyete ve ajitasyonunu azaltır ve uykuyu düzenler. Nasıl bir müziğin, ne kadar çalınması gerektiği konusu kişiye göre değişiklik gösterse de hastanın gençlik yıllarına, memleketine ait, yüksek sesli olmayan müzikler tercih edilebilir.

 

#alzheimerhastalığı

#beniunutma

#suyader

#alzheimerhastabakımı

#alzheimerhastalariçinöneriler

 

Leave A Comment

2.Uluslararası Sürdürülebilir Yaşam Kongresi Kitabı Yayınlanmıştır